geceyarısı mektupları-
Sana yazmayı bırakmak gerek,insan dinlenmediği kişiyle konuşmamalı.Sesinin duyulmadoığı yerde sesini içine gömmeli.
Kendim fark ederek bunu yapmalıydım oysa. Hakaret duyarak, kafama kafama vurularak değil.
Dönüp dolaşıp aynı yere gelmek öyle yorucu ki. İnsan kendisiyle ne çok, ne çıkmazı olmayan kavgalar edebiliyormuş.
1.
Sana ulaşabileceğim hiçbir yer kalmadı
artık.
Mutfakta yere uyandım haykırarak ağladım , kendimle ne
yapacağımı düşündüm. Kendimi öldürüp öldüremeyecek kadar cesaretli olup
olmadığımı.
Bunların hepsinin benim hatam olduğunu anlatmaya çalıştım.
Seninle kafamın içinde konuşmaya çalıştım, o zaman bile içimde bişey ezildi.
Gözünün ışıklı yanını, saçlarını ne kadar özlediğimi düşündüm.
Yaptığım şeyleri düşündüm kendimi seni anlamaya çalıştım. Bu
hayatta senden daha çok ve gerçek istediğim hiçbir şey olmadığını düşündüm
kafamda belki olur yine de olur diyen seslerle kavga ettim.
Bu kapının bir daha asla senin anahtarınla açılmayacağını
beni arayıp sen gelmeden önce biraz kestidmek için uzandığımda uykulu sesini
duyup ‘uyudun dimi’ demeyeceğini kabul etmeye çalıştım.
Artık olmayacağını bilmenin verdiği acıyı bastırmaktan
vazgeçtim bu akşam. Bu akşam sadece kabul etmeye karar verdim.
Senden cevap beklemeden sana son bir kez yazmaya karar
verdim.
Hayatımın yaşamımın en güzel kararı olabilrdin. Beni bir
anne yapabilirdin , beni huzurlu bir evde yüzü gülen bir kadın yapabilirdin.
Bunu kaybetmenin acısını kabul edip yaşamaya karar verdim.
Bu acıdan daha fazla kaçmayacağım.
Okumayacağını bilsem de sana itiraf edeceğim her şeyi.
Çok istedim , çok. Öyle istedim ki. Bu kapıyı hep sen çal
istedim sen beni sev, ayakkabımı bağla istedim. Sen yap istedim.
Hayatımın en büyük acısını en büyük mutluluğu sen verdin
bana.
Bana insanın kendi gururunu, saygısını kaybedebileceğini sen
gösterdin.
İnsanın hala birisi ile dünyaya inanabileceğibi umut
edebileceğini sen gösterdin.
Sen beni aldın buraya bıraktın. Beni hiç hareket ettirmeden
sadece kendi dünyamda yepyeni hislerle duygularla tanıştırdın.
Seni ilk gördüğümden beri kızgınlığı, öfkeyi, canından çok
sevmeyi, içim çıkarcasına ağlamayı, çocuk gibi mutlu olmayı, merhameti, acıyı
daha önce bildiğimi sandığım ama hiç bilmediğim şeyleri hissettiğimi sandığım
şeyleri öğrettin.
Beni aldın döndürdün çevire çevire her hissi yaşattın
oturduğum yerden aldın beni kaldırdın, hayal ettirdin istediğinde içimi tıka
basa sevgiyle sen doldurdun.
Bütün bu olanların ağırlığı sanki beni düşürecek sanki bana
bir daha nefes aldırmayacak. Ben birini severken insanın ne kadar
rezilleşebileceğini, kızgınken nasıl çileden çıkacağını, insanlıktan nasıl
uzaklaşabileceğimi seninle gördüm.
Yine seninle gördüm çocuk gibi birinin yanında dünyadan
hiçbir şey beklemeden öylece yetinmeyi sadece içime dolan havayla
yetinebileceğimi.
Hiçbir şeye sana kızdığım kadar kızmadım, hiçbir ölünün
arkasından benim kadar ağlayan görmedim. İçine girdiğim kapandan nasıl çıkacağımı
bilmiyorum. Ben yolumu da en çok seninle kaybettim yönümü de en çok sadece
seninle buldum
Sana olan sevgim sanki karşıma geçecek ve yine bana bir şeyler öğretecek kadar gerçek elle tutulur. Sana kızgınlığım saçımı yolup hiç acıtmayacakmış kadar gerçek
Ne umuyorum hala seni isterken
bilmiyorum. Eski halimize dönmeyi mi, dönsen artık sevsen bile benden intikam
almayacağını mı, bilmiyorum.
Biliyorum ki ikimizden değişmeye söz vermedikçe birbirimizi
koşulsuzca affetmedikçe her şey havada kalacak.
bu eve döndüğüm yine benim suratıma bakmadığın, peşinde pır
döndüğüm şeyi mi istiyorum gerçekten.
hayır sanmıyorum. Seni isterken benim içimi tamamen
doldurduğun sevgiyle baktığın bana sımsıkı sarıldığın zamanları düşünerek
istiyorun seni. Ben seninle yol yürümek istiyorum ben senin arkanda yürümekten
ya da önde sana bu yolda yürü demekten çoktan yorulmuştum. sadece yine de bir
yol varsa onu yürüyeceğim kişi sendin hala sensin. çünkü kimse istediğinde bana
baktığın gibi bakamaz bana, kimse sen düzeltmek istediğinde düzelteceğin kadar
düzeltemez hiçbir şeyi.
sen yalnızlığımın da içimin tepesine kadar dolmasının da tek
yolu tek çaresisin.
2.
Sana tekrar yazmanın yanlış olduğunu
biliyorum. Çok kavga ettim kendimle zaten.
Ama belki de ayrılsak bile her gün sana yazabilirim tek
taraflı mektuplaşmak gibi. Sende benden bir ses soluk alırsın. En azından sana
uzun zamandır yapmadığım gibi bişeyler anlatmış olurum.
Dün ablama seni sordum seni bırakmak istediklerini senin
duraksadığını söylediler, gittin tuvalete yarım saat ağladım.evini kaybettim,
evimi kaybettim. Kafamın içinden uzaklaştırmaya çalıştım, öyle sandım. Bu sefer
de gece bastırdığım için rüyama girdin. Sabah beni eve bıraktılar. O yoldan en
son beraber geçerken bunun son olduğunu bilmediğimizi düşündüm.
Mahkeme çok kötü geçti, belki merak etmişsindir. Her şey çok
zor geçiyor, kimseye tek kelime etmeye halim yok. Öyle koltuğa oturup kaldım,
sığamıyorum ve hareket edemiyorum. Her iki insan gördüğümde bu yaşadığımız şeylerin
neler yapmadığımızın daha çok farkında oluyorum. İki insanın birbirini nasıl
sevdiğini , nasıl gösterdiğini ve bizim ne kadar hiçbir şey yapmadığımızı.
Kendi hayatımla bağım kopmuş gibi. Öncesi ve sonrası, her
şey, her nefes.
Biliyorum bir süre sonra okumayacaksın bu mailleri belki
okumuyorsundur bile. Yine de kendimi anlatmak senin belki dinliyor olduğunu
bilmek bana sanki burdaymışsın gibi hissettiriyor.
Umarım sen benim kadar kötü değilsindir.
Nasıl hissediyorsun bilmiyorum. Senin
için de zor olmalı. Başka eve gitmek, başka düzene alışmak. Beni özlemiyor daha
iyi hissediyor olsan bile geride bir hayat bıraktın. Alışkanlıklar. Saçını
yıkadığın yer, uyuma saatin, uyanma saatin. Senin için de çok zor olmalı.
Kendimden çok seni düşündüğümü fark ediyorum sen gittiğinden beri.
Çok yavaşladım, çok yavaş hareket etmeye başladım.
Heyecanım, isteklerim, evin içinde hareketlerim. Çok yoruldum ve artık çok
yavaşım.
İçimde sanki bişey kırılmışta hızlı hareket edersem
sallanacak gibi hissediyorum, o yüzden de hiç hareket etmiyorum.
Uyuyorum, uyanıyorum, kendime beni motive edeceğini
düşündüğüm şarkılar açıyorum ama yaptığım şeylerin sonuna geldiğimde o acı
orada duruyor yine de.
Oraya gitmek istemiyorum, hiçbir şey kesinleşsin istemiyorum, böyle ucu açık kalsın istiyorum. Ben ne kadar yavaş hareket etsem de gün yine de geçiyor, o gün yaklaşıyor. Hayatımın en acı ve en güzel günlerini yaşadığım zamanı biri bizi hiç bilmeden on dakika içinde bitirecek.
Çok güzel
YanıtlaSil